Anasayfa   İletişim  


Bu site en iyi Mozilla Firefox tarayıcı ile görüntülenir.

Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Carrie: Günah Tohumu – Film Eleştirisi
#1
carrie-genel.jpg

Carrie filmini bir türe sokmak gerekirse bu türün korku olmayacağını baştan belirteyim. Ne çıkacağını tam olarak bilmeyerek, tamamiyle sürpriz olmaını isteyerek izlediğim için korku olma ihtimali bulunuyordu. Fakat filmin korkuyla alakası yok. Gençlik filmi tadında ilerliyor olsa da başından beri hakim olan duygu kesinlikle gerilim.

Dine fazlasıyla bağlı olan ve her saniyesi tanrıya laik olmak için geçen Margaret White, kanser zannetiği hamileliğinin ardından bir kız dünyaya getirir. Tanrıya kurban etmeyi düşünen ancak daha sonra vazgeçen Margaret, Carrie ismini verdiği kızı günah toplumundan farklı bir şekilde yetiştirmeye başlar. Annesi yüzünden dünyaya ve hatta kendine pek hakim olmayan Carrie, Amerika’nın alaycı lise gençlerinin sürekli olarak diline düşmektedir. Fakat Carrie’yi farklı yapan şey ise sahip olduğu telekinesi gücüdür.

Filmin yaklaşık yarısına kadar olan kısmı Carrie’nin telekinesi ile tanışmasını konu alıyor. Ondan sonrası ise bu gücü iyilik mi yoksa kötülük için mi kullanacağına karar verememiş; annesinin anlattığı ile yaşamak istediği dünyalar arasında sıkışıp kalmış bir Carrie’yi izliyoruz. Bu anlamda her iki tarafta yer alan Carrie karakterini Chloe Grace Moretz başarılı bir oyunculukla canlandırıyor.

carrie-2.jpg

Carrie’nin baştan sonra hareketli bir film olmadığını belirtelim. Carrie’yi Carrie yapan, hatta filmin fragmanını ve afişini süsleyen kanlı Carrie sahneleri filmin sonlarında yer alıyor. Chloe, film sonrası yaptığı bir röportajda bu sahnenin yaklaşık 3 kere çekildiğini ve hepsinin başarılı olduğunu belirtiyor. Zaten filmde de bu sahneler tamamiyle kullanılmış diyebiliriz. Farklı açılardan tekrar tekrar gösteriliyor.

Kafayı dinle bozarak kendine işkenceler yapan annenin kendisi de başlı başına gerilim unsuru. Bu konuda Julianne Moore’u tebrik etmek gerek. Filmin en psikopat karakterinin hakkını fazlasıyla vererek oynamış.

İlginç bir detayı da sizlere aktarmak istiyorum. Filmin özellikle açılış sahnesinde Chloe’nin de aralarında bulunduğu liselilerin yüzme havuzu dersinde bolca seksapellik bulunuyor. Filmin kadın yönetmeni Kimberly Peirce, bu sahneleri ihtişamlı göstermeyi başarmış. Bu konuda aktaracağın anektod ise yönetmenin lezbiyen olması. Hollywood’da lezbiyen yönetmen olarak bilinen Kimberly Peirce’ın nişanlısı ise bir Türk; Evren Savcı. Geçtiğimiz hafta yönetmenin verdiği röportajda dinlediğimde epey şaşırmıştım.

carrie-3.jpg

Carrie, yıl boyunca beklediğime değdi mi diye soracak olursanız cevabım kesinlikle hayır olacaktır. Başta da dediğim gibi filmin ana konusunu bilmediğim için, daha doğrusu ilk filmi izlemediğim için farklı beklentiler içerisinde filmi izledim. Ne var ki bolca gerilim sahnesi bulunsa da kafamdaki bol aksiyonlu filmden çok daha farklı bir yapım çıktı. Yine de kafamda kurduğumu bir kenara bırakırsak Carrie, izlemeye değer bir film. Orijinali izlediyseniz bu yeniden çevrimin pek bir şey kattığını söylemem güç olur. En azından öyle durmuyor. Benim gibi ilk filmi izlemeyenlerdenseniz Carrie’yi izleyebilirsiniz. Dram ve gerilim dolu başarılı bir yapım olarak göze çarpıyor.

kaynak: superkarga.com
82688081_3749748_4241322423441.gif
Bir masal var yaşar, uzaklarda
Bu ömür yetmez ona kavuşmaya


b-491535-sdrhd.gif
Cevapla


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi



10tl.net Destek Forumu -