Anasayfa   İletişim  


Bu site en iyi Mozilla Firefox tarayıcı ile görüntülenir.

Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
I ORİGİNS – KÖK – FİLM ELEŞTİRİSİ
#1
i-origins-k%C3%B6k-genel2.jpg
Aslına bakarsanız yüksek gişe hasılatı yapmayacağı bilinen yapımların Türkiye’de vizyona girmemesine ya da bir hayli geç girmesine artık alıştık. Bu durumun az önce de belirttiğim gibi maddi yönlerden birçok geçerli açıklaması mevcut ama sinema izleyicimiz açısından da berbat bir şey olduğu ortada.

Örneğin bu yıla damgasını vuran Boyhood, Birdman ve az sonra eleştiri yazısını okuyacağınız I Origins yani Kök filmini ülkemizde henüz izleme fırsatı bulamadık. Boyhood direkt olarak DVD şeklinde satışa sunuldu ama Birdman için vizyon tarihi Şubat ayı olarak belirlendi. I Origins için ise henüz bir vizyon tarihi bulunmuyor ve bu müthiş filmi izlemek için daha çok beklemek gerekecek gibi görünüyor.
Her ne kadar Filmekimi 2014’te sayılı kişi tarafından izlenmiş olsa da, Ekim ayında düzenlenen gösterimlere katılamayanlar için ulaşılması çok zor bir yapım olduğu kesin.
Linkleri görebilmek için Üye Olun veya Giriş Yapın.
Geriye ise yapılabilecek bir tek, bizim de yaptığımız gibi yurt dışından filmi Blu-ray ya da DVD olarak satın almak kalıyor. En azından bu konuda bir sıkıntı yaşamıyorsunuz ve birçok internet sitesinden filmi sipariş edebiliyorsunuz. Ayrıca dijital dağıtım olarak da filmi (VOD) izleme şansınız var.
Böyle bir giriş yapmamın sebebi aslında ortada. Kök adıyla Türkiye’de bilinen I Origins, Mike Cahill’in senaryosunu yazdığı ve yönetmenliğini üstlendiği bir yapım. Hikayesi ise gözler üzerine araştırmalar yapan bir bilim insanı olan Ian’ı anlatıyor. Ian (Michael Pitt) gözlere takıntılı durumda ve gençliğinden bu yana durmadan gözlerin fotoğraflarını çekiyor. Çünkü tanrının var olmadığını kanıtlamanın tek yolunun gözlerin yalnızca tanrı değil insan tarafından da yaratılabileceğini tüm dünyaya göstermek olduğunu düşünüyor.
Bunun için fareler üzerinde deneyler yaparken, bir partide Astrid Bergès-Frisbey tarafından canlandırılan Sofi ile tanışıyor. Sofi’nin gözleri o ana kadar fotoğrafını çektiği en güzel gözler diyebilirim. Zaten kendisi de bunu defalarca söylüyor. Filmin açılış sahnesi de Sofi’nin gözlerinin Ian’ın hayatını nasıl değiştirdiğini anlatıyor.
Sofi ile gereğinden fazla mutlu olan Ian, Sofi’nin spiritüel inançlarını çocukça görüyor. Sofi’nin tanrıya inanan birinden hiçbir farkı olmadığını düşünüyor. Yine de Sofi ile evlenmeye karar veriyor ve ardından da ciddi anlamda hayatı değişiyor. Evlilik kararı aldıkları gün, gözleri olmayan bir solucana mutasyon yoluyla göz yapmayı başardıkları güne denk geliyor. Filmde ne oluyorsa da bu andan sonra oluyor. Ne yazık ki buradan sonra olacakları sizlere anlatmam pek mantıklı değil çünkü filmin patlama yaptığı anlar bu dakikadan sonra gerçekleşiyor.
Linkleri görebilmek için Üye Olun veya Giriş Yapın.
Açıkçası filmi bitirdikten sonra konu hakkında bir takım araştırmalar yapmam gerekti. Sonuçta elimizde yine bir bilim kurgu filmi var ve tabii ki anlatılan hikayenin gerçek olması gerekmiyor. Yine de Yıldızlararası’nda da yaşadığımız gibi benzer bir tartışmaya girmemek adına şunu belirtmem gerekiyor, filmde anlatılan olayların hiçbir şekilde kanıtlanmışlığı yok. Doğal olarak hakkında atıp tutabileceğimiz şeyler değil. Zaten bir bölümünde direkt olarak bilimsel gerçeklere yoğunlaşırken, bir bölümü ise tamamen Sofi’nin reenkarnasyon inancıyla devam ediyor. Doğal olarak ikisinin hakkında da bir şey söylemek saçma olacak.
Kök filminde beni bu kadar etkileyen en önemli unsurlardan biri de tabii ki oyuncu seçimleri ve performansları. Mike Cahill ve ekibi gerçekten iyi bir iş çıkarmış ve seçtikleri bütün isimler rollerini hakkını vererek oynamış. Michael Pitt zaten bildiğimiz gibi. Bu kadar iyi bir oyuncu olup da bu kadar az bahsedilen bir aktör olması üzücü. Yanlış anlamayın, başarıları zaten ortada ve kendisini çok beğenerek izliyorum ama daha fazla filmde rol alırken görmek istediğimi söylemek istiyorum.
Ardından da Astrid Bergès-Frisbey geliyor. İspanyol asıllı aktristi muhtemelen Karayip Korsanları filmindeki deniz kızı rolüyle hatırlayabilirsiniz. Güzel olduğu kadar da başarılı bir oyuncu olduğunu Kök filmiyle kanıtlıyor. Oynadığı rolün gerektirdiklerine de fiziksel özellikleriyle o kadar iyi uyum sağlamış ki, izlerken insana zevk veriyor diyebilirim. (Biraz sapıkça bir tanım oldu ama siz anladınız ne demek istediğimi.) Frisbey’in bir sahnede yüzünüzü gülümsetecek kadar güzel görünmesi, ardından gelen sahnede ise sade ve duru bir kadın olarak karşımıza çıkması gerçekten etkileyici.
Linkleri görebilmek için Üye Olun veya Giriş Yapın.
Ian’ın laboratuvarında asistan olarak çalışmaya gelen ama üstün zekasıyla kendisini sevdirmeyi başaran Brit Marling ise Mike Cahill ile ikinci kez çalışıyor. İşin ilginç olan kısmı yine başka yaşamları konu edinen 2011 yılında izleme fırsatı bulduğumuz Another Earth filminin de başrol oyuncusu ve senaryosunun yazılmasında Mike Cahill’e yardımcı olmuştu. Aralarındaki uyum müthiş durumda ve Karen karakteriyle birlikte harika bir bilim insanı rolüne can veriyor.
Son olarak da The Walking Dead serisinin önemli isimlerinden olan Steven Yeun’dan bahsetmek gerek. Kenny adlı karakteriyle Ian’ın hem ev hem de iş arkadaşı olarak karşımıza çıkıyor. Yardımcı oyuncu olarak filmde daha az role sahip ama hem görünüşü hem de mimik ve jestleriyle en ufak bir abartıya dahi kaçmadan Kök filmini daha akıcı bir hale getiriyor.
Oyunculuklara düzdüğümüz övgülerin ardından biraz da Mike Cahill’in yeteneklerinden konuşalım. Mike Cahill yeni dönemin önemli sinemacılarından biri olduğunu I Origins yani Kök filmiyle kanıtlamış oldu diyebilirim. Zira Another Earth adlı önceki filmi, benzer düşüncelerde yazılmış bir senaryoya sahipti ve çekimleriyle de dikkat çekmeyi başarmıştı. Another Earth ilginç tepkiler aldı ve eleştirmenleri birbirine düşürdü diyebilirim. Kök ise eleştirmenlerin çoğundan geçer ve yüksek notlar almayı başardı. Bunun sebebi de aslında Mike Cahill’in filmlerini kendi yazıp, kendi çekiyor olması olarak gösterilebilir.
Linkleri görebilmek için Üye Olun veya Giriş Yapın.
Kafasındaki senaryoyu kaleme alırken sahneleri kafasında bir bir çekmeye başladığını hemen anlayabiliyorsunuz. Çoğu filmde dikkatli baktığınızda bazı sahnelerin sırıtmaya başladığını görürsünüz. Bu yönetmenin çektiği sahneyi kafasında canlandırmaması ve sahneyi o anda çekmeye çalışması yüzünden yaşanır. Storyboard çizilirken mekan çoktan gezilmiş ve görülmüş olur fakat başkasının yazdığı bir senaryoyu kafanızda önceden canlandırmak çoğu zaman daha zor bir iştir. Mike Cahill bu konuda hem yetenekli hem de şanslı biri diyebilirim. Kök bir bilim kurgu / dram kombinasyonu ve çekimlerin de bunu desteklemesi çok önemli.
Bu yüzden sahnelerdeki renklerin kullanımı, soğuk renklerin insan üzerinde yarattığı etkinin iyi bilindiğini gösteriyor ve gerçekten dramı hissetmeniz gerektiği yerlerde mavi tonda renklerin kullanılması da bunu kanıtlıyor. Çok önemli bir detay olduğu aşikar fakat tabii ki bir yönetmen ve görüntü yönetmeni olarak bunu bilmesi bir hayli önem taşıyor. Yine de çoğu Hollywood filminde bu tarz dokunuşlara rastlamak genellikle zor oluyor. Bu da Kök için büyük bir artı anlamına geliyor.
Linkleri görebilmek için Üye Olun veya Giriş Yapın.
Müziklerden de bahsedip eleştiri yazımın sonuna gelmek istiyorum. Ağırlıklı olarak Will Bates ve Phil Mossman ikilisi tarafından hazırlanan müzikler için enfes demek yanlış olmaz. Filmin sonunda tam da gereken yerde gelen Radiohead dokunuşu ise gerçekten inanılmaz diyebilirim. Başka söyleyecek bir şey bulamıyor ve ellerine sağlık diyorum.
Son sözler
I Origins yani Kök, 2014 yılının kesinlikle en iyi filmlerinden biri. Bu yıl birbirinden iyi filmlerin vizyona girmesi, yeni dönem sinemacılarının artık sektöre ağırlığını koymaya başladığının bir göstergesi. Umuyorum ki bu hızla devam ederler ve 2015 ile sonrasında Kök kadar kaliteli yapımları bolca izleme fırsatı buluruz.
Ne yazık ki ülkemizde vizyona dahi giremeyecek belki ama nasıl olur bilemesem de bir şekilde I Origins’i izlemenizi tavsiye ediyorum. Bilim kurgu dalında filmlere yalnızca Nihilist ya da Materyalist bir kafayla bakıyorsanız, I Origins size hitap edecek bir yapım değil. Fakat gerçek olup olmadığına önem vermeyerek, ölümden sonra yaşam ya da reenkarnasyon gibi konular ilginizi çekiyorsa, Kök’e mutlaka ama mutlaka göz atmanız gerekiyor.
Son sahnesi bu kadar tahmin edilebilir olup da yine de insanı etkilemeyi başaran nadir filmlerden biriyle karşı karşıyayız. Bence bütün inançlarınızı ya da inançsızlığınızı bir kenara bırakın ve açık görüşlülük sahibi olarak I Origins’i izleyin. Keyif alacağınızın garantisini veriyorum.
superkarga.com
82688081_3749748_4241322423441.gif
Bir masal var yaşar, uzaklarda
Bu ömür yetmez ona kavuşmaya


b-491535-sdrhd.gif
Cevapla


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi



10tl.net Destek Forumu -