Anasayfa   İletişim  


Bu site en iyi Mozilla Firefox tarayıcı ile görüntülenir.

Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Babamın Vefatı Hakkında
#1
Geçen hafta Cumartesi gecesi (Pazar'a bağlanyan gece 03.09.2011) babam her zaman ki gibi işe gitmek için saat 23.40'ta evden çıktı. Ne olduysa o anda oldu. Polis ekiplerinin sesini duyduk ve saat 23.45'te dışarı çıktık. Baktık ki babam yerde kanlar içinde yatıyordu. Polisler bizi babama yanaştırmadılar. Tanıdık biri polisi aramış, ardından ambulansı aramış. Polisin biri 112'yi arayarak, "Adam yaşıyor acil gelin" demiş. Ambulansı bekliyoruz.

Ambulans gelene kadar 10 tane polis aracı geldi. Taa karşıdan Şişli (Avrupa yakası)'den yarım saatte geliyor, bir ambulans 50 dakikada gelemiyor.

Sonra ordan yetkili sivil polis, "Başınız sağolsun" demişti. Ambulans geç geldi. Kardeşim; "Niye gelmediniz? Niye geç geldiniz? Babam yaşıyordu." Onlar da, "Ablacım biz o hastaneden öbür hastaneye koşuyoruz. Yetişemiyoruz" diyorlar. Bir ambulans 50 dakikada mı gelir arkadaşlar? 5 dakika sürmüyor. Bir de sirenleri çalmadan oyalana oyalana yavaş yavaş geliyorlar. Zaten doğru dürüst müdahale etmediler. Zaten babam saat 00.10'ta hayatını kaybetmişti sanırım.

Ben, kardeşim ve abim akrabamız vasıtasıyla annemi hastaneden almaya gitmiştik ve orada sakinleştirici iğne vurdular.

Sonra eve geldiğimizde babamı kaldırmışlardı, hastaneye otopsi için götürmüşlerdi.

Sabaha kadar hiç uyumadık, öylece bekliyorduk. Sabah olmuştu. Kahvaltı için komşular yiyecek falan hazırlamıştı, ama yiyecek halimiz yoktu.

Öğleye doğru yine polisler gelmişti. İfadelerimizi almıştı. Babam öğle saatlerinde otopsiden Adli Tıp'a götürülmüştü. Saat 17.00'da babamın cenazesi Adli Tıp'tan eve gelmişti. Ben zaten hem şok hem göz yaşı hem de moralsiz halde ayakta zor durabiliyordum.

Sonra cenaze için hoca dua okumuştu. Ardından cenaze için helallik istenmişti. Cenaze arabaya konduktan Kur'an okunmuştu. Sonra cenazeyi köye götürmek için yola koyulmuştuk. Köye sabah saat 07.00'da köydeydik. Babamın cenazesi çoktan köyde ve evde odada duruyordu.

Zaten halimiz yoktu. Yine kahvaltı hazırlanmıştı, ama yemeye derman yoktu. Boğazımızdan geçmiyordu. Ben biraz öylece durduktan sonra istemesem de yorgunsun diye beni yatağa yatırdılar.

Sonra öğleye yakın saatte ev insanlarla dolmuş, ben uyuyakalmışım. Sonra tekrar öğle namazına yakın saatte Kur'an okundu ve yine helallik istendi. Sonra cenaze evden çıkarılıp omuzlarla camiye götürüldü. Öğle oldu, öğle namazı için ezan okundu ve namaz kılındı. Sonra cenaze cami önünden kaldırılıp omuzlarla mezarlığa götürüldü ve Musalla Taşı'na kondu. Yine helallik istendi ve dua okundu. Sonra cenaze namazı kılınıp kazılan kabire cenazeyi götürüldü. Ve babamın cenazesini tabuttan çıkarılıp son kez dokunup toprağa verdik ve elime küreği alıp toprağı attım. Çünkü, bu bir başkası değil, bu benim babam. Acı hala içimde, üzüntü derinde, yara yüreğimde yaşlar gözümde. Unutmak mümkün değil. Ve Kur'an okundu, dua yapıldı. Yine göz yaşlarımı tutamayarak, "Baba bizi bırakma" diyerek mezarlıktan çıktık. Yiyecek içecek dağıtıldı. Ben yine bir şey yiyemedim, içemedim. Çünkü babamı düşünüyordum. Evin yolunu tutup Kur'an okundu tekrar. Yemek yendi, çay ikram edildi. Benim yine yemek yiyesim yoktu. Akşam saat 17.00'a yakın İstanbul'a gelmek için toparlanmıştık ve otobüs geldi, köyden ayrılırken babama son kez dua okudum ve İstanbul'a eve gece saat 01.30 civarında geldik. Ama babam yoktu.

Şimdi savcılıktan gelecek kararı bekliyoruz. Gerçi raporlar ulaştı mı bilmiyorum ama bunu yapanlar cezasız kalmayacak. Biraz uzun oldu ama mazur görün.
Ölüm ölüm dediğin nedir ki gülüm?
Ben senin için ölmeyi göze almışım.
Cevapla


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi



10tl.net Destek Forumu -